Yazı kategorisi: sinema

noruwei no mori – norwegian wood

noruwei no mori, the beatles’ın norwegian wood isimli şarkısından esinlenerek yazılmış haruki murakami romanı. bu şarkı aynı zamanda ana karakterlerden biri olan naoko’nun en sevdiği şarkı. ben 2010 yılı yapımı, anh hung tran’ın yönetmenliği yaptığı filmini izledim. naoko (rinko kikuchi), toru watanabe (kenichi matsuyama) ve kizuki (kengo kora) yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen 3 arkadaştır. naoko ve kizuki sevgilidirler. kizuki’nin daha 17 yaşındayken intihar etmesiyle naoko ve watanabe arasındaki ilişki karmaşık bir hal almaya başlar. naoko bu olayın acısıyla baş edememektedir ve bir sanatoryumda kalmaya başlar. bu sırada üniversite öğrencisi olan watanabe, midori (kiko mizuhara) isimli bir kızla tanışır. geçmişi ve geleceği arasında bocalamaya başlar.

film çok heyecanla beklediğim bir film değildi, özlem’in isteği üzerine seyrettim. hatta ilk seyretme denememde başaramayıp uykuya yenik düştüm, kalanını daha sonra bitirdim. sanırım bir grup gencin ergenlik sorunları artık bana uzak. film 1960’lı yılların sonlarında geçiyor. görüntüler, sahne geçişleri, tek plan çekimler çok güzeldi, görüntü yönetmeni iyi iş çıkarmış. kar sahneleri, naoko’nun intiharından sonra watanabe’nin inzivaya çekildi okyanus kenarı, bina girişlerinin perspektifleri dikkat çekiciydi. filmden sonra baktığımda vietnamlı yönetmenin daha önce altın ayı aldığını öğrendim, pek de şaşırmadım, çok iyi yönetilmiş çünkü. senaryosunu da yönetmen, kitabın yazarıyla birlikte yazmış. zaten ilk sahnelerden itibaren filmin japon bir yönetmenin elinden çıkmadığını anlayabiliyorsunuz. bu kadar cinsellik ve seks içeren bir film bırak japonya’yı, avrupa için bile ağır kaçar bence. yani senaryo ya da konu için değil de iyi yönetilmiş bir film seyretmek için tavsiye edilebilir. istanbul film festivali’nde de bu film fipresci ödülünü aldığını da hemen kenara not edeyim.

naoko, duygusal ve depresif bir karakter. hayatın gerçekleri kendisine ağır geliyor. gerçi filmin sonuna doğru sesler duyması ve halüsinasyonlar görmesi aslında durumunun depresyondan öte bir şey olduğunu düşündürtüyor. kizuki’nin ölümünden sonra watanabe ile seks içerikli bir ilişki yaşamaya başlıyor. naoko’nun watanabe’yi sevdiğini zannetmiyorum. bence sevdiğinin acısını unutmak için uzandığı bir daldı en yakınındaki. watanabe ise kendisinin de dile getirdiği gibi gerçek bir optimist ve çoğu zaman etrafındaki insanların mutluluğunu kendi mutluluğunun öncesinde tutuyor. watanabe’nin de naoko’yu sevgili gibi sevdiğini zannetmiyorum. geçmişten gelen bağları onları bir arada tutan tek şeydi. midori ise oldukça dışa dönük bir karakter. hatta filmdeki en sağlam karakter midori’ydi bence. ne istediğini, ne istemediğini bilen, kararlarından emin biri. watanabe ile birbirlerine söz verip sarıldıkları sahne filmin tek romantik sahnesiydi.

i once had a girl or should i say she once had me…

じゃまたね。

Reklamlar

noruwei no mori – norwegian wood” için 2 yorum

  1. film 2 takıntılı olduğum konu olan japonya ve 60 ları içerdiği için ben izlemek için yanıp tutuşmuştum ama izledikten sonra da ben de öyle çarpılmamıştım. belki bunun nedeni filmi pek iyi anlayamam belki de sadece bir insanın kalbinde sadece bir insana yer olabileceğine inanmam olabilir. filmi izledikten sonra karakterleri daha iyi anlayabilmek için kitabını okumuştum .açıkçası keşke önce kitabı okuyup filmi sonra izleseymişim diyorum
    bu arada ben midoriyi ne kitapta ne de filmde nedense bir türlü sevemedim. çok acılar çekmiş bir insanın artık mutluluk için bencil olmasını anlayabiliyorum o yüzden ona hiç kızamıyorum ama bilmiyorum belki ben öyle bir durumda olsam başka bir insanı sevdiğini söyleyen bir adam için aşkımı kalbime gömerdim( gerçi onun yaptığı doğru ama:))
    bu hikayede beni en çok etkileyen ise watanabe’nin çapkın arkadaşının kızarkadaşıydı. çok üzülmüştüm ona ya…
    dediğin gibi yönetmenlik,oyunculuklar açısından güzel ama özellikle kitabı okuduktan sonra bir sürü şey atlanmış gibi geldi o yüzden kitabı tercih ederim gibi geliyor bana:)
    ouuvvv kendimi tutamamışım ne kadar uzun bir yorum olmuş böyle:)) tekrar ellerine sağlık^^

  2. özlem de kitabını okumuş o sebepten tavsiye etti seyredelim diye zaten. ben okumadığım için ne desem yalan ama kitabı okuyanların yorumları senin fikirlerinle çok paralel. midori tespitin de süper, belki o yüzden ben o karakteri sevdim, bencil olduğu için ve kendi mutluluğunu ön planda tuttuğu için. acı hakkaten bencilleştiriyor ve mutluluk odaklı bir bencillik kötü bir şey değil bence. birisini severken de öyle değil mi, onu sevdiğimizi söyleriz ama aslında onu sevmenin bizde yarattığı etkiyi severiz. dolayısıyla sevmek başlı başına bencilce bir şey 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s