Yazı kategorisi: gezi, karışık

güney kore seyahatim – 1

ilk ve tek blog arkadaşım sağbeyin‘in isteği üzerine güney kore hakkında -bildiğim kadarıyla- bir yazı dizisi yazmaya karar verdim. bu yazı dizisini de ona ithaf ediyorum 🙂

açıkçası ilk izlediğim güney kore dizisi secret garden. yani geçen yıl bu zamanlar güney kore hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. ne yerler, ne içerler, nasıl yaşarlar konusunu hiç merak etmemiştim. secret garden dizisine ise japonca kursundan arkadaşım berfusan’ın ısrarıyla başlamıştım, yoksa o zaman ismini bile bilmediğim super junior’ın kliplerini bana zorla seyrettirmekten vazgeçmeyecekti. tabii diziyi izleyince ‘hımmm başka bir yerlerde başka bir dünyalar var, dur bir bakayım!’ oldum. sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. her ne kadar hatırı sayılır miktarda güney kore dizisi izlemiş olsam da oraya gidene kadar yine de düşüncelerim tam oturmamıştı. hatta havaalanının dışına çıkıp, bir banka oturup sigaramı içerken ilk uçağa binip türkiye’ye geri dönmeyi bile düşündüm o kadar korkmuştum yani. bambaşka insanlar, bambaşka bir dil ve tek başınasın. hayatımdaki en büyük deneyimlerden biriydi ama şimdi düşününce diyorum ki ‘iyi ki gitmişim, yine olsa yine giderim!’. üstelik bunu şimdiye kadar gittiği hiç bir ülkeye tekrar gitmeyi düşünmemiş biri söylüyor. yine ‘türkiye dışında bir yerde yaşayamam!’ diyen ben,  ‘ben seul’de yaşarım!’ diyor. sanırım bu hissi kelimelerle anlatmak pek mümkün değil.

bu kısa girişten sonra biraz daha gitmek isteyenlere yol gösterecek şekilde yazmaya çalışayım. ben thy ile istanbul’dan seul’e direkt uçtum. bunun dışında bir çok havayolunun aktarmalı seferleri de var. ama yolun direkt uçuşla bile gidişte 10 saat, dönüşte 12 saat sürdüğünü düşünürsek aktarmalı uçuşun çok yorucu olacağını düşünüyorum. uçak 23.40’da havalandı ertesi gün saat 16.00 civarı seul’deydik. bizden 9 saat kadar ilerideler. güney kore türkiye için vize istemediği için uçakta bize form dağıttılar. form hem ingilizce hem de korece. adınız, soyadınız, pasaport bilgileriniz, güney kore’de kalacağınız yerin adresi ve telefon numarası istenen bilgiler arasında. bu sebepten elinizin altında bulundurmanız iyi olur. eğer uçakta doldurmaya fırsat bulamazsanız ya da bilgiler kolay ulaşabileceğiniz bir yerde değilse indikten sonra da formu doldurabileceğiniz bankolar var. daha sonra bu form ve pasaportunuzla pasaport kontrole geçiyorsunuz. benim sıramda ingilizce bildiğini zanneden bir görevli vardı. verdiğim adresi görünce kimin yanında kalacağımı sordu. ben de ‘arkadaşım ve kocasının yanında kalacağım.’ dedim. o ise güney kore’de kocam olduğunu ve yanına geldiğimi zannetti 🙂 biraz japonca, biraz ingilizce derdimi anlattıktan sonra dönüş biletimi göstermemi istedi. yani dönüş biletiniz yoksa vize alamıyorsunuz. dönüş biletimi gördükten sonra 90 günlük turist vizemi pasaportuma bastı. hayatımda ilk defa türkiye’den vize istemeyen bir ülkeye gittiğim için çok hoşuma gitti. ne güzel bir hismiş o zaman anladım 🙂 bavullarımı aldıktan sonra dışarı çıkarken bir görevli beni durdurup eşyalarıma x-ray’de bakmak istediğini söyledi. herkese yapmadılar ama bir tek bana yaptılar. sanırım uçaktaki tek güney koreli olmayan yolcu ben olduğum içindi 🙂

havaalanından dışarı çıkınca limuzin denen bizim havaş benzeri servisler var. hemen bilet bankosundan biletinizi alabilirsiniz. won olarak hatırlamıyorum ama yaklaşık 20 tl kadar bir ücret ödedim ki havaalanı şehre bayağı uzak. sanırım şehre ulaşmamız 1 saatten fazla sürdü. bineceğiniz limuzinin numarasını önceden öğrenmekte fayda var çünkü yaklaşık 15 farklı yere servis yapıyorlar. yanlış servise binerseniz kaybolabilirsiniz. servise binince kalkmadan önce sürücü anons yaptı ama ben anlamadım 😛 baktım herkes kemerlerini bağlıyor ben de bağladım. çok zekiyimdir inanmazsın 😛 sonra ineceğim durağa gelene kadar her durakta şoför amcaya ‘ineceğim yer burası mı?’ diye sordum. 3.soruşumdan sonra adamın yüz ifadesi değişince beni servisten atacak diye bayağı tırstım ama bir şey olmadı. biraz söylendi ama anlamadığım için sorun değil 😛 akşam 19.30 civarı kalacağım arkadaşlarımın yanına gelmiştim.  anna ve kocası amerikalı bir çift ve güney kore’de ingilizce öğretmenliği yapıyorlar. inanılmaz tatlılardı ve bana çok yardımcı oldular, çok kısa sürede yapılacaklar edilecekler olayına adapte oldum sayelerinde. 3 gün onların yanında kaldıktan sonra misafirliğin yüzsüzlüğü yapmak istemediğim için bir hostele geçtim.

kaldığım hosteli gitmeden 1 ay kadar önce ayarlamıştım. normalde 2 kişilik odaya başkasını alabiliyorlardı ama ben diğer yatağın parasını da verip tek başıma kaldım. geceliği yaklaşık 30 tl’ye geldi ki bunun içinde kahvaltı da dahil. kahvaltı dediği ise kızarmış tost ekmeği, yumurta, reçelden ve kahveden ibaret. önceki yurt dışı deneyimlerime dayanarak tedarikli gelmiştim neyseki. çayımdı, bisküvimdi hepsi yanımdaydı. bunun dışında dışarıda yemek yemekte çok zorlandım. zaten 7 gün kaldım toplamda döndüğümde 4 kilo vermiştim. herhalde bir 6 ay kalsam türkiye’de mankenlik yapmaya başlayabilirim 🙂 evet, yemeklerini hiç yiyemedim. adam akıllı yediğim tek yemek anna ve kocasıyla birlikte yediğimiz kimbap ve hosteldekilerle birlikte gittiğimiz kore barbeküsündeki etlerdi. bunun dışında genellikle kahve ve enerji içeceğiyle beslendim. sorunun bende olduğunu düşünüyorum yani korkmanıza gerek yok. ben italya’da bile aç kalmış insanım. balık yemem, domuz eti yemem, baharatlı şeyleri sevmem. üstelik güney korelilerin metal hashileri ile yemek yemek çok zor, kayıyor. hele bir keresinde soğuk ramen gibi bir şey yemeye çalıştım, yediğim şey çiğnenmiyordu sadece yutuluyordu. işte o zaman anladım yemeğin yanında getirdikleri makasın ne işe yaradığını 😛 bir de kimse ingilizce bilmiyor, ama japonca bilen çok vardı. kendimi kurtaracak kadar japonca-ingilizce karışık bir dille çoğu zaman anlaştık güney koreli kardeşlerimizle. ama ingilizce bilmemeleri çok tuhaf geldi. şimdi git sultanahmet’e bütün restoranlarda, mağazalarda herkes 2-3 dil konuşur. belki en çok japon turist geldiği için öğrenme ihtiyacı duymuyorlardır. anna’nın söylediğine göre bilseler bile konuşmuyorlarmış, utanıyorlarmış. neyse, o soğuk ramen gibi şeyi yemeğe çalıştığım gün domuz eti yemediğimi anlatmaya çalışırken ‘i can’t eat pork meat!’ dedim bana çatal getirdiler. meğer korecede f harfi olmadığı için p harfi şeklinde telaffuz ediyorlarmış. benim pork oldu size fork 🙂 bunu anlattıktan sonra anna bana bir kağıda ihtiyacım olan bilgileri hangul ile yazdı. birisine bir şey anlatmak istediğim zaman o kağıttaki uygun cümleyi gösterdim.

yeme-içme olayına devam edeyim, kahve zincirleri çok meşhur, her yerde kahve dükkanları var. herkes elinde kahve sokaklardan yürüyor. anlayacağınız süper trendy. en meşhuru my princess dizisinde oynayan karakterlerin reklam yüzü olduğu the coffee beans. kahveleri gerçekten çok lezzetli. siparişinizi verdiğinizde size böyle dikdörtgen şekilde bir alet veriyorlar. onu alıp oturuyorsunuz. alet deli gibi titremeye başlayınca gidip kahvenizi alıyorsunuz. ilk başta bunu da anlamamıştım ve alet titremeye başlayınca ‘hop, n’oluyoruz!’ falan olmuştum ama sonra alıştım. ama dönene kadar nasıl kapatıldığını öğrenemedim, salak turist muamelesi görmemek için soramadım da. gerçi elimde titreyen bir aletle kasaya gittiğimde eminim satıcılar çok eğlenmişlerdir 😛 kafelerde sigara içilmiyor, bazılarında sigara içilen alanlar gördüm ama boştu. zaten hiç sigara içen kadın görmedim, toplum içinde kadınların sigara içmesi ayıpmış. ben de diyorum ‘niye herkes bana tuhaf tuhaf bakıyor!’ 😛 tuhaf tuhaf bakma olayıyla ilgili anılarıma bir sonraki yazımda değineyim.

bunların dışında su isteyince su veriyorlar çok hoşuma gitti. avrupa’da genellikle gazoz-soda-su karışımı bir içecek verdikleri için nasıl bir su istediğim konusunda çok açıklama yapmak zorunda kalmadım. hemen hemen her yerde otomatlar var ve buradan bozuk paralarınızla su, içecek vs. alabiliyorsunuz. cola içme kültürleri pek yok. çok fazla görmedim. onun yerine böyle gazoz gibi vitaminli mineralli içecekleri var ki ben çok beğendim. türkiye’de satılsa bağımlısı olurum. gumiho’nun bunu neden elinden düşürmediğini ilk içtiğimde hemen anladım 😀 paris baguette diye bir zincirleri var, bizdeki pastaneye karşılık gelen bir şey. içinde sandviç, pasta, kurabiye falan satıyorlar. bir gün bir sandviç yemeye kalktım ve diyeceğim şu ki bir sandviç bu kadar mı lezzetsiz yapılır. hiç damak zevkime uygun değildi. ama insanlar genelde kahvaltılarını burada yapıyorlar. maşalar var, onlarla alacağınızı tepsinize koyuyorsunuz, sonra kasaya geçip ödemenizi yapıyorsunuz ve oturup yiyorsunuz 🙂 yemek içmek genel olarak ucuz. barbeküye gittiğimiz akşam birası, barbeküsü, mezeleri falan patlayana kadar yedik-içtik kişi başı 25 tl gibi bir ücret ödedik. sandviç de sanıırm 5 tl falandı. ben sadece latte içtiğim için onun fiyatını biliyorum, aldığınız yere göre değişmekle birlikte genelde 4.000 ya da 5.000 won. bir akşam da hosteldekilerle soju içtik ki, şişesi 2000 won falandı sanırım süper ucuz bir şey. meğer onu içmenin bir adabı varmış ne bileyim, ben izliyorum dizilerde tekila gibi içiyorlar üst üste, öyle içiliyor zannettim 🙂 başka bir içecekle karıştırmak lazımmış cola vs. gibi, yoksa bizim rakıyı susuz içmemiz gibi bir etki yapıyormuş. tabii ben alkol kullanan biri de olmadığım için beni bir çarptı, bir çarptı tam 14 saat uyudum, uyandığımda hala sarhoştum. benden tavsiye bilmediğiniz yerlerde, bilmediğiniz insanların yanında sakın sek içmeyin.

neyse şimdilik yazımı burada bitireyim.

じゃまたね。

Reklamlar

güney kore seyahatim – 1” için 7 yorum

  1. ayy çok onurlandım bu güzel yazı dizisini bana ithaf ettiğin için ^^ çok teşekkür ederim ^^
    küçüklüğümden beri hep hayalim dünyayı gezmekti ama neredeyse 4 yıldır seyahat olarak sadece 3 saatlik bir şehre gidip geliyorum 🙂 bu yüzden yazını deyim yerindeyse salyalarım aka aka okudum 😀 ne biliyim bambaşka bir dünyada olsa ,tek başına olsan da başka yerleri,başka insanları görmek çok güzel bir duygu olsa gerek 🙂 inşallah ben de senin gibi bir fırsatını bulurum 🙂
    ancak bu kadar çok kore’ye gitmek istememe rağmen bana da orada aç kalırmışım gibi geliyor 🙂 valla hayatta yutamam o yağsız haşlanmış pirinçleri 🙂 bu arada eğer gidersem makas getirmeyi unutmayacağım 😉 kore düzenli ,güzel ve yaşanılabilir bir şehir sanırım 🙂 olsun aç da kalsam da ben de gitmek istiyoruum 🙂 hem belki biraz zayıflarım 🙂
    harika bir yazı olmuş ellerine sağlık ^^ yeni yazını merakla bekliyoruz 🙂

  2. seul’ün ne kadar da süper bir yer olduğunu fotoğraflarla anlatacağım merak etme 😀 makası da onlar veriyorlar da ben ne işe yaradığını anlamamışım ahaha.
    valla millet zayıflama merkezlerine o kadar para verene kadar, aynı paraya seul’de bir ay kalsalar zayıflarlar, ama insan zengin olunca damak zevkine göre de yemek bulur sanırım. sonuçta ben hep ucuz yemek satan yerlerde şansımı denedim 🙂

  3. Blogunu nasıl keşfedememişim bugüne kadar hayret! 🙂

    Hemen Kore seyehat notlarını okumaya başladım tabi. Yazını keyifle okudum hemen ikinci yazıya geçmek için sabırsızlanıyorum! 🙂

    Bir hafta içnde 4 kilo mu? O.o Wow! 😀 Aç kalmışsın resmen! Ülkemizde satılan ramenleri genelde herkes severek yiyor, sevmeyen-yiyemeyen pek görmedim. Kore’ye gitsem ramen sayesinde aç kalmam diye düşünüyorum hep. Rameni de mi yiyemedin? Yanına bisküvi vs alman iyi olmuş bu durumu düşününce.

    Diğer yazıya geçeyim ben:) Ellerine sağlık^^

    1. ya açıkçası ben biraz da korktum tek başımayım diye ondan deneyemedim de fazla. pangastritim var ve bazen yememem gereken bir şeyi yediğimde sürünüyorum, dedim gurbet ellerde bana kim bakacak 😛 bence en güzel yemek annemin yemekleri 🙂 bugün japonca kursundayken biri geldi konuk olarak, çocuk türk ama 6 ay japonya’da yaşamış ve bu süre içerisinde hiç japon yemeği yiyememiş. 2.kez gittiğinde alışmaya başlamış ve şimdiye kadar neden yemediğini sorgulamaya başlamış. alışkanlıkla ilgili sanırım 🙂

  4. tam olarak tüm gezi boyunca ne kadar bir masrafınız oldu ? bir de o çalışan ingilizce öğretmenleri maaslarından memnunlar mı acaba ? aktarmasız bilet almışsınız o da ne kadar öğrenebilir myiim ?

    1. Bu soruya cevap vermek çok zor, çünkü ne kadar para harcayacağın tamamen senin beklentilerinle alakalı. Çok harcarsansan çok masrafın olur, az harcarsan az 🙂

  5. Merhaba ben ilk defa 5 kasimda güney Kore Seoul gidiyorum, az cok yardımcı oldunuz bana, ama merak ettiğim çok şey var, ilk gittigim gun nereden baslamaliyim, ben orada Türk mutfağı açacağım 10 gun kalacağım şimdilik

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s