Yazı kategorisi: gezi, karışık

güney kore seyahatim – 3

みんなさんこんばんわ。こんばんねむれないですからこのきじをかきたいです。どぞよろしくおねがいします。

eğer hayat bana süper bir şaka yapmazsa 1 nisan’da japonya’da olacağım ama hala güney kore yazı serimi bitiremedim. zaten anlatacaklarımın çoğundan önceki yazılarımda bahsetmiştim. bu yazımda ise tarihi ve turistik yerlerden kısaca bahsetmek istiyorum. saraylara ve sarayların içerisindeki müze ve özel bölümlere girmek için ayrı ayrı ücret vermeniz gerekiyor.  sarayların dışında girdiğim bütün müzeler ise ücretsizdi. ücretli kısımlar için çoklu bilet sistemi yapmışlar. hepsine girmek istiyorsanız bu biletten almak daha ekonomik. şimdi fiyatları tam hatırlamıyorum ama o zaman hesapladığımda sadece 2 saray için ayrı ayrı ödeyeceğim ücretle 7 farklı yere girebiliyordum. hem sürekli bilet kuyruğu da beklememiş oluyorsunuz. bütün girdiğim yerlerde hem ingilizce hem de japonca rehberler eşliğinde turlara katılabiliyorsunuz. ancak saatleri var ona göre ayarlamak lazım çünkü saat araları çok fazla. benim katıldığım ingilizce konuşan rehberli grup 15 kişi kadarken japonca konuşulanlı grup 40 kişiydi. hatta grup doldu diye daha almadılar 🙂 secret garden hariç her yeri rehbersiz de gezebilirsiniz. secret garden biraz dolambaçlı ve büyük olduğu için sanırım insanlar kaybolmasın diye rehbersiz girişi yasaklamışlar 🙂 aldığım broşürlerin de yardımıyla buraları tanıtmaya başlayayım.

kraliyet sarayları (royal palaces):  joseon döneminde seul başkent olduğu için buradaki saraylar bu kültürün izlerini taşıyor. 5 tane ana saray var. bunlar: gyeongbok, changdeok, changgyeong, deoksu ve gyeonghui. jongmyo tapınağı da bu alanda yer alıyor ve changdeok sarayı ile birlikte UNESCO dünya mirası listesinde. gyeongbok sarayı en eskisi ve en büyüğü. gyeongbok göz kamaştırıcı mutluluk anlamına geliyormuş şimdi okurken öğrendim 🙂 changdeok sarayı, 1592-98 yılları arasında japon istilası sırasında yerle bir olmuş sarayların içerisinde savaştan sonra ilk yeniden inşaa edileni. ana saray tekrar yapılana kadar -ki bu 19.yy’a kadar sürmüş- burası ana saray olmuş. secret garden’ın bu sarayın bahçesi olması etkisiyle benim en çok beğendiğim de buydu zaten 🙂 changgyeong sarayı, dul kraliçelerin ve çocuklarının yaşaması için sonradan eklenmiş. dolayısıyla kral kim olacak entrikaların hepsi bu sarayda dönmüş 🙂 deoksu sarayı’nı ise kraliyet ailesi evleri olarak kullanıyorlarmış. benim dikkatimi çeken sarayların ve diğer yapıların hepsinin çok sade olduğuydu. hiç bir abartı ve lüks yoktu. süslemeler, boyamalar, ahşap süslemeleri bile doğayla uyum içinde ve hiç gözü rahatsız etmeyen bir ihtişamdaydı.

gizli bahçe (secret garden): burası benim güney kore’de en çok sevdiğim yer. turist rehberinin anlattığına göre kralın yüzlerce kişiyle birlikte at arabası ile tatile gitmesi zor ve masraflı olacağı ayrıca uzun süreceği için böyle bir dinlenme yeri inşaa etmişler. valla benim de böyle bahçem olsan sokağa adımımı bile atmam 🙂 sadece bahçe saray alanının %60’ını oluşturuyor ve tur süresi 1 saat 40 dakika düşünün artık. dinlenme alanı olarak kullandıkları gibi, askeri eğitimleri ve eğlencelerini de burada yaparlarmış.

kore milli halk müzesi (national folk museum of korea): bu müze gyeongbokgung sarayının içerisinde yer alıyor. başlıca 3 bölümde kore yaşamı hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. 1.bölüm korelilerin tarihi, 2.bölüm korelilerin yaşam tarzı, 3.bölüm korelilerin yaşam döngüsü. 1.bölümde prehistoric dönemden günümüze kadar korelilerin günlük yaşamları kültürel ve tarihi bir bakışla anlatılıyor. 2.bölümde dört mevsim boyunca korelilerin yaptıkları tarımsal faaliyetler anlatılıyor. 3.bölümde doğumdan ölüme kadar korelilerin yaşadıkları anlatılıyor. mesela bir koreli doğduğunda-evlenirken ve öldüğünde neler yapılır, nasıl eğitim alırlar gibi.  buranın bahçesinde ayrıca bir açık hava müzesi de var. korelilerin yaşadıkları binalar, alışveriş yaptıkları dükkanlar, evlerinin bahçesine diktikleri totemler falan sembolize edilmiş. 1900 yılların ilk yıllarının seul’ünden bir sokak yapmışlar ki buna da bayıldım çok nostaljikti. bir de bu müzenin içerisinde gönüllü rehberler vardı korece ismimi yazmışlardı ama kız bayağı zorlandı, hatta sanırım yazamadı 🙂

kore milli saray müzesi (national palace of korea): burası da saraylardaki kıymetli eşyaların sergilendiği 3 katlı bir müze. kraliyet ailesine ait mücevherler, kıyafetler, semboller, mühürler, tahtlar, arabaların yanı sıra bilim, sanat ve mimarlığa ait bir çok objeyi de burada görmek mümkün. buranın en ilginç yanı içerisinde bir su saatinin olmasıydı. hayatımda ilk defa su saati gördüm. hatta böyle bir şey olduğunu bilmiyordum bile. çalışmasını seyretmek çok eğlenceliydi 🙂 fotoğrafını çekmemişim ama self-striking water clock diye aratırsanız google yardım eder size.

şaşı bak şaşır müzesi (the trick eye museum): buranın tarihi herhangi bir anlamı yok sadece kaldığım yerin arka sokağındaydı ve ben heartstrings dizisinde burayı görüp bayılmıştım. ilk başta gidip gitmemekte tereddüt etmiştim çünkü mutlaka fotoğraf çekilmesi gereken bir yer ve ben tek başımayım. bundan bahsederken kaldığım yerin sahibi bana tek başıma gidebileceğimi çünkü içeride fotoğraf çeken görevliler olduğunu söyledi. aslında süper mantıklı çünkü 2 kişi bile gitsen birlikte fotoğraf çektirmek isteyebilirsin değil mi 🙂 burada duvarları 3 boyutlu görünecek şekilde boyamışlar ve önünde durduğunda resmin içinde gibi duruyorsun. ilginç bir yerdi. göz yanılsaması yapan asimetrik odaları da vardı ama böyle şeyler benim midemi bulandırıp başımı döndürdüğü için girmedim.

じゃまたね。

Reklamlar

güney kore seyahatim – 3” için 4 yorum

  1. secret garden, tahmin ettiğim kadarıyla en üstteki kolajın ortasındaki resim sanırım. eğer öyleyse ben de çıkmak istemem oradan doğrusu.:) cennet gibi bir yermiş yahu 🙂
    şaşı bak müzesinden bahsetmiştin ve fotoğraflarını çok merak ediyordum. çok ilginç bir yer. bu arada pozlar harika.:D bir dahaki buluşmamıza kanatlarının olup olmadığına daha çok dikkat edeceğim 😉 😀
    su saatine de şimdi google dan baktım ve gerçekten çok ilginç 🙂 okuduğumda kum saati gibi bir şey sanmıştım ama bildiğin kocaman teknik birşeymiş 🙂
    eğer koreye gitseydim sanırım bu müzeleri tam anlamıyla gezmem için 5-6 ay orada kalmam gerekirdi. hepsi birbirinden çekici “gel ,gez beni diyorlar resmen” 🙂
    japonya gezini de merakla bekliyorum 🙂 orada daha ilginç şeyler keşfedeceğine eminim 😀

    1. evet evet tam orası secret garden. bence sonbaharda yapraklar kızardığında daha da süper olur o zaman gitmek lazım. ben en çok kum saatliyi beğeniyorum, zaten önceki postlarımda da kullanmışım yeni farkettim 😛 5-6 aya gerek yok, 2 hafta yeter bence. zaten rehbersiz geziyorsan bir süre sonra hep aynı yerlerde dolaşıyorsun gibi geliyor. japonya’yı en az 1 yıl anlatırım ben sana söyleyeyim. gitmeden hakkında bu kadar konuşabiliyorsam ahaha 😀 güney kore’ye birlikte gidelim ben yolu öğrendim nasıl olsa 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s