Yazı kategorisi: sinema

madagascar 3 – avrupa’nın en çok arananları

2 hafta önce zeynep ve kerem’le beraber bu filme gittik ama bu aralar sıcaklar ve trafik sebebiyle motivasyonum acayip düşük olduğu için yazamadım. madagascar’ı hikaye olarak ilk filminden itibaren çok severim. alex, marty, melman, gloria dörtlüsüne penguenlerin de katılmasıyla komik ve eğlenceli bir hikaye etrafında güzel vakit geçirilebiliyor. genellikle devam filmleri uzadıkça saçmalar ama ben bu hikayede bunu görmedim. hayvanat bahçesine dönmeye çalışan kahramanlarımız bu sefer kendilerini avrupa’da bulurlar. eğer başarılı bulunursa amerika’ya gitme şansı olacak bir sirki devralırlar ve sirkin üyelerinin de yardımıyla ellerinden geleni yaparlar. 3 boyutlu bir animasyon olması sebebiyle bol bol hareketli ve renkli sahneler eşliğinde patlamış mısırlarımızı yiyerek güldük eğlendik. çıkışta dondurmalarımızı yerken de rus aksanlı kaplan ve italyan aksanlı fok taklidi yaparak günümüzü tamamladık 😀 benim en çok güldüklerim her zaman ki gibi penguenler ve mort oldu. mort’u alıp evimde beslemek istiyorum 🙂

Yazı kategorisi: gezi, karışık

omamori – yakudoshi

みなさんこんばんは。今日から私のじんせいはかわっています。がんばります。

eminsan japonya’dan döndüğü için dün kurstan arkadaşlar ve rie sensei ile ortaköy’de buluştuk. eminsan hepimizi mahçup ederek bir sürü hediye getirmiş bize, çok utandım. getirdiği hediyelerden birisi de omamori. kelime japoncada “koruma” anlamına geliyor.  japonya’dayken kendim için (canım ablamın üstün yeteneklerini ortaya dökerek benim için diktiği çantaya takılı olan) ve bu sene 3.kere sbs’ye girecek ablamın kızı, prensesim zeynep için birer tane almıştım. omamori bir çeşit budist muskası ve tapınaklarda satılıyor. hepsinin farklı anlamı var, ben başarı için olanından almıştım. bunun trafik kazalarından koruyanı, şans getireni, şeytan kovanı, sağlık vaad edeni vs. bir sürü çeşidi mevcut. bu konulardan bahsederken rie sensei, yakudoshi diye bir şeyden bahsetti. kadınlar ve erkekler için uğursuz yaşlar varmış. eminsan’ın getirdiği omamori bu yaşlardaki uğursuzluklardan koruyormuş. kadınlar için bu 19 ve 33, erkekler için 25 ve 42’ymiş. tabii ben bunu duyunca süper kötü şans dolu yaşımda olduğumu farkettim ve aç gözlülük yaparak omamoriye el koydum. onu da güney kore’den aldığım çantama taktım. kaçıyorum kötü şans yakala yakalayabilirsen 😀

じゃまたね。

Yazı kategorisi: k-drama

fashion king – aklımı karıştıran dizi

biraz önce fashion king dizisini bitirdim ve şu anda ne hissedeceğimi bilmediğim duygular içerisindeyim. farklı bir tadı var bu dizinin ama daha önce yemediğim için hiç tanımlayamıyorum. diziyi beğendim mi beğenmedim mi bilemiyorum ama muhtemelen beğendim bu kadar aklım karıştığına göre. güney korelilerin hem senaryo, hem de yönetmenlik becerilerini bu kadar ustaca sergiledikleri bir dizi daha önce seyretmedim. hem kurgu çok iyiydi, hem karakterler tutarlıydı, hem de sinematografik açıdan oldukça tatmin ediciydi. hele 18.bölümde kang young gul (yoo ah in) ile lee ga young (shin se kyung) evde vakit geçirirken, kız bir şeyler anlatmaya çalışırken çocuğun televizyonu açıp maç seyretmesi, o sırada yaptığı yorumlar, kızın çocuğa bakışı, fondaki müzik, hepsi ama hepsi “yabancılaşma duygusunu nasıl yansıtırsınız?” sorusunun cevabı olarak gösterilebilecek epik bir sahneydi. keza final sahnesi de süperdi. havuz, çocuğun üzerindeki kürk, şarap şişesi, fade in fade out kullanımı, bıyy… birileri bir yerlerde bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor, bu bile çok ilham verici. konusundan kısaca bahsedip karakter yorumlarıma geçeceğim çenem düştü yine 🙂 kang young gul’un annesi, babasını terkedip başka bir adamla amerika’ya kaçmıştır. babası karısını bulmak amacıyla peşlerinden gitmiş, bu sırada kız kardeşi ile young gul’u halalarına bırakmış, bir daha da ortalarda görünmemiştir. bu süreçte kız kardeşi hastalanıp ölmüş ve young gul tek başına büyümüştür. seul’ün arka sokaklarında taklit ürünler yaparken tasarımcı olma hayalleri kuran kimsesiz lee ga young ile tanışınca, başlarına gelen onlarca musibete karşı beraber mücadele etmeye başlarlar. ama hayallerine ulaşmak için çabalamak onlardan çok şey götürecektir 😀 ahaha ne yazdım ama aynı dergi yazısı gibi oldu. çok yakında sinemalarda 😛

neyse karakterlerimizden bahsedeyim biraz. kang young gul esas oğlan. çok hırslı ama bence biraz psikopat. acilen tedavi görmesi gerekiyor. olayları çok garip algılıyor, içerisinde kin taşıyor ve nerede durması gerektiğini bilmiyor. hele para kazandıkça kendine güveni nasıl da arttı, nasıl kendini üstün görmeye başladı anlatamam. bu arada oyuncu da bu değişimi çok güzel yansıtmıştı, ben yoo ah in’in oyunculuğunu çok beğendim. bence bu karakterin ihtiyacı olan kendisini dizginleyebilecek güçlü bir kadın. bu da 2.kız choi anna (kwon yu ri)’ya denk geliyor bence. ikisi devam etseydi dünyayı bile ele geçirebilirlerdi. choi anna yan karakter olmasına rağmen oldukça başarılı. kötü bir insan değil ama iyi biri de değil. kendi çıkarının peşinden giden bencil bir karakter, gemiyi ilk terkeden. lee ga young ise esas kız. tasarımcı olan annesinin daha o küçükken ölümüyle birlikte yanlarında çalışan tezgahtar kadın bütün malvarlığını katakulli ile ele geçirmiş. sonra da kıza pislik gibi davranmaya başlamış. bu sebepten biraz ezik bir karakter. çok akıllı olduğunu söyleyemeyiz ama çok çalışkan ve fedakar. mutlu, huzurlu ve basit bir hayat istiyor. jung jae hyuk (lee je hoon), 2.erkek, zengin, yakışıklı ve başarılı (??) biri. anne, babası olmadan hayata tutunmasına imkan yoktu bence. sümsük sümsük gezerdi ortalarda. ama hayat adil değil işte kimi zengin ailelerde doğuyor, kimi fakir. kendi çapında kötü biri olmaya çalışıyor ama olamıyor. hep kendi kurduğu tuzağa kendi düşüyor. duygusallığından oluyor hep bunlar. yani kim koca salonda tek başına titanic izler ki 🙂 bir de ağlıyor seyrederken kıyamam. lee ga young ve jung jae hyuk birbirleri için yaratılmış bence. birbirlerine huzur verebilirler 🙂

じゃまたね。

Yazı kategorisi: k-drama

smile you – ailemizin dizisi

bugün size uzun zaman önce seyretmeye başladığım ve bu hafta içi bitirme fırsatını bulduğum, 2009 yılı yapımı bir diziden bahsetmek istiyorum. smile you, geniş oyuncu kadrosu ve yayımlanan 45 bölümü ile tam bir aile dizisi. benim bu kategoride izlediğim ilk dizi olduğu için sevimli ve eğlenceli buldum ama böyle bir dizi bir daha izler miyim bilmiyorum 🙂 karakterler çok fazla olduğu için “kim kimdir?” yazmak zor olacak merak eden, okumak isteyen linkten bakabilir. hikaye seo ve kang ailelerinin birbirleriyle yaşamayı öğrenmesini anlatıyor. kang ailesinin büyükbabası yıllarca varlıklı seo ailesine hizmet etmiştir. seo ailesinin bütün parası batınca gidebilecekleri tek yer kang ailesinin evidir. büyükbaba, oğul, gelin, torundan oluşan çekirdek aileye 5 kişilik seo ailesi katılınca işler gittikçe karmaşıklaşır.

benim dizide en çok lee min jung’un oynadığı seo jung in karakterini sevdim. bu hatunu zaten çok beğeniyorum, oynadığı hafif çatlak, zengin ve şımarık kız rolüne de acayip yakışmış. arada arıza çıkardı ama 45 bölüm mükemmel olacak hali yok ya alla alla. zaten daha ilk bölümde babası iflas ettiği için üzerinde gelinlikle terkedildi, izleyici sempatisini kazandı 🙂 kendisine çok üzüldük, neyseki sonra gerçek aşkı kang hyun su’da buldu da hep beraber rahatladık. büyükbaba karakterini ise çok zorlama buldum. tamam 2 aileyi mum etmek için bir takım yaptırımlar uygulaman lazım ama bir insan bu kadar da varyemez olmaz yani. bütün karakterler eşofmanla gezdi 45 bölüm boyunca düşünün artık ahaha. kang ailesinin annesi song ok sook ile seo ailesinin babası seo jung gil karakterini ise hiç sevmedim. yani fesat bunlar hakkaten, yani gerçek hayatta da var mı öyle insanlar hakkaten? sinsi insanlar çok tehlikeli aman hepimizden uzak dursunlar. seo sung joon ile jung ji su aşkı ise inanılmaz tatlıydı. çocuk ne kadar da seviyordu kızı kıyamam. zaten gerçek hayatta da evlemişler, kendilerine ömür boyu mutluluklar diliyorum 😀

じゃまたね。

Yazı kategorisi: müzik

bigbang – monster

みなさんこんばんは。私の一番好きな監獄の湯名人はビグベングです。このは新しいうたです。楽しみにおねがいします。

bu şarkı da şimdiye kadar dinlediğim en güzel bigbang şarkılarından biri bence. japonca versiyonunu çok sevmedim, korece olan daha güzel 😀 hele nakaratına bayıldım, hemen dile dolanıyor çok ahenkli. gülsümsan’a da dinlettim o da beğendi. bir de gd’nin saç rengi kesinlikle sarı 🙂

じゃまたね。