Yazı kategorisi: gezi

japonya seyahatim – 2 – tokyo

みなさんこんばんわ。今日は東京について何か書きたいです。楽しみにおねがいします。

herkese merhaba. bugün uykuya yenik düşmeden hemen aklımda kaldığı kadarıyla tokyo’dan bahsedeyim. bol fotoğraflı az yazılı olsun bu sefer 🙂 tokyo’dayken k’house tokyo oasis‘te kaldık, hem fiyatları çok uygundu, hem de bitli turist olarak dünyayı gezen biri olarak kaldığım hosteller içerisinde en temiz, en eğlenceli (flyingpig‘le yarışır yani), en merkezi, en süper personelli, en rahat yataklı hosteldi. üstelik çamaşır makinesi ve kurutma bedavaydı 🙂 asansörü bile vardı ne diyeyim. hatta kyoto’da kaldığımız hosteldeki amcaya asansör sorunca beni aşağılamasına da burayı örnek vererek engel oldum 😀 osaka’dan tokyo’ya ise willer express ile gece yolculuğu yaparak gittik. otobüsler son derece rahattı ve yol boyunca uyuduk. ama şimdiki aklım olsa hiç uğraşmam, kıyarım paraya, alırım bir japan rail pass ver elini hokkaido, ver elini hiroşima dağ bayır bedava gezerim. toplu taşıma biletleri ile ilgili yazımı ise vilarant yazısında güzelce bahsettiği için yazmayacağım 🙂

“gezdiğin gördüğün senin olsun, ne yedin ne içtin onu anlat!” diyecek olursanız ki uzun yıllardır japon kardeşlerimizle dillerini öğrenecek kadar kanki olmama rağmen japon mutfağı kültürüm suşi’den ibaretmiş ve ben balık yemediğim için doğal olarak suşi’yle de aram yok hiç. “ühühü güney kore’deki gibi aç kalacağım, yazık bana!” nidâları eşliğinde başladığım yolculuğumu “yakitori olsa da yesek!” diye bitirdim. o dangolar, o okonomiyakiler, yeşil çaylı dondurmalar, gyûdon ve yanında servis ettikleri benim istanbul’a döndükten sonra yapmaya uğraştığım ama beceremediğim mükemmel zencefil turşusu benishôga, oy oy olsa da yesek 😀 hiç bir şey çok ekşi, çok tatlı, çok tuzlu değil. tam damak zevkime göre. belki çok daha lezzetli, güzel yemekleri de vardır ama dediğim gibi ben bitli turistim lüks restorantta yemek yemem 😀

tokyo, kelime anlamı olarak doğunun başkenti demek. 35 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük şehri. bana kalsa burada en az bir hafta kalmak lazım ama biz programımız dolayısıyla 4 gün kalabildik. dolayısıyla gezemediğimiz bir sürü yeri oldu. bir de ben tokyo’dayken çok hastalandım, hiç keyfim yoktu, mızmızlığım da üzerimdeydi, diğerlerinin gezip gördüğü bazı yerlere gidemedim, odamda yattım uyudum 😦 benim gittiğim yerler ueno park, asakusa, akihabara, ginza ve shibuya.

ueno park, asakusa’ya çok yakın ve zaten bizim kaldığımız yer de asakusa’nın yan sokağındaydı. hatta bir gün ablamla yürüyerek gidip döndük. aynı zamanda tokyo’da en sevdiğim yer burasıydı. o sakura ağaçlarının altında oturup zamanın durmasını diledim. o parkın içindeyken sanki bir kartpostalın içerisinde gibi hissediyorsun, “fatma harikalar diyarında!”. bu parkın içerisinde japonya’nın en önemli müzelerinden biri olan japon milli müzesi de yer alıyor. asakusa ise tokyo’nun en eski ve en meşhur  tapınaklarından birisi. kendime ve zeynep’e omamori‘yi de buradan aldım. zeynep’te işe yaradı umarım en kısa zamanda bende de işe yarar 😀 burası aynı zamanda tam bir turistik alışveriş cenneti. kimonolar, yelpazeler, ejderha figürleri, tişörtler hepsi burada hem uygun fiyatlı hem de bol çeşitli.

akihabara’ya giderken çok heyecanlıydım, çünkü burası benim için “vadedilmiş topraklar!”. gidince ufak çaplı bir hayal kırıklığına uğradım. bu tamamen burayı benim gözümde çok fazla büyütmemle ilgili tabii ki. ben gidince cosplay yapan insanlar boynuma çiçek takarak beni karşılayacak zannediyordum sanırım ama basit bir reklam panosuyla “hoşgeldin!” demeyi tercih etmişler 😛 burası elektronik ağırlıklı bir yer. aynı zamanda sizde acayip derecede satın alma isteği uyandıran ama tamamen lüzumsuz bir sürü şey de burada satılıyor. ablam bana dr.who’nun telefon kulübesi şeklinde kül tablası aldı mesela, ben de kendime dizüstü bilgisayar için tuş çoğaltıcı aldım. anime ve manga severler için bir cennet olduğu da doğru. ama bizim burada ağzımızın suyunu akıtarak izlediğimiz animelerin çoğunu japon kardeşlerimiz bilmiyor bile 😀 açıkçası benim seyrettiğim animeler içerisinde en çok fan eşyası bulunan one piece’ti. hatta diyorum ki iyiki gitmeden bu animeye başlamışım yoksa orada tamamen kör cahil kalacakmışım. yani orada aslında hiç bir şey bilmediğimi öğrendim 😀 maid cafe’ler de vardı ama gidersem kendimi daha da süper baka gaijin gibi hissedeceğim için gitmedim. yanımda bir erkek olsaydı belki giderdim 😛

ginza ve shibuya alışveriş ağırlıklı yerler. shibuya daha orta halli kalırken, ginza gayet bizim bağdat caddesi’nin 3 gömlek üstü modunda. gelsin dior’lar, gitsin channel’ler. sonuç olarak çok güzel bir şehir olsa da bir bütün olarak tokyo’yu sevmedim. bana çok fazla istanbul’u, buranın karmaşasını, soğukluğunu ve kalabalığındaki yalnızlığını hatırlattı. unutmadan bir de japon imparatorluk sarayı‘na gittik ki buranın da içerisine giremiyorsunuz, sadece bahçesinin etrafını gezebiliyorsunuz. biz yarısına kadar dolaştık yaklaşık 1 saatimizi aldı, sonra yorulduk, başka bir yere gittik.

じゃまたね。

Reklamlar

japonya seyahatim – 2 – tokyo” için 2 yorum

  1. Japonya da yemek yiyebilmek XD bir gün bende becerebilecek miyim acaba ? Patates ve bisküvi ile hayatta kaldım ben.

    Neredeyse tüm alışverişimi asakusa’dan yapmıştım bende, güzel yer, iki kez uğradım mekana.

    Akihabara beni o kadar hayal kırıklığına uğratmadı. Tam anlamıyla keşfedemediğimden emin olduğum için herhalde. Bir daha ki sefere bizi de gizli kulüplerine alacaklar ve akibanın gizlerini bize açacaklar diye düşünüyorum XD

    bu arada gelecek sefer hem maid cafe hem butler cafe yapıyoruz ona göre XD

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s