Yazı kategorisi: gezi

rusya seyahatim – 3 – kalanlar

japonya yazımı bitirmeden rusya yazımı bitiriyorum aferin bana 🙂 ilk olarak state hermitage museum and winter palace‘dan başlayayım. burası hakkında envayi çeşit söylenti var. bunun en meşhuruna göre bu müzenin içerisinde bulunan her sanat eserinin önünde 5 dk. geçirsen 6 ayda gezmeyi bitiremezmişsin. ben de öğlene kadar gezip görmek istediğim eserlerden hiçbirini daha göremediğimi farkedince bunun doğru olduğuna inandım. benim şimdiye kadar gördüğüm en büyük kültür ve sana koleksiyonuydu. mekan winter palece, small hermitage, new hermitage, old hermitage ve hermitage theatre and winter palace olmak üzere 5 ana bölümden oluşuyor. ne nerede diye ben çok endişelenmedim çünkü cüzi bir ücret karşılığında app.’ini indirebiliyorsunuz. eserler hakkında bilgi verdiği yetmiyormuş gibi size harita hizmeti de veriyor. orta asya, antik sibirya, eski mısır ve eserlerini görebileceğiniz gibi rus, fransız, ispanyol, alman, ingiliz, italyan ve hollanda sanatına ait yüzlerce seri de görebilirsiniz. leonardo’lar, michalangelo’lar gözümün önünde uçuşurken ben müzenin mağazasından kendime henri matisse’nin 2 adet çok beğendiğim tablosunun imitasyonunu alıp evimin duvarlarını süsledim bile. giriş ücreti 400 ruble.

1992 yılına kadar “museum of the history of religion and atheism” olarak kullanılan kazan cathedral, hem içindeki hem de dşındaki mozaik süslemeleriyle ünlü church of the savior on blood (yeniden diriliş kilisesi), st.petersburg’un simgelerinden biri olan bronze horseman heykeli, rus bir arkadaşımla beraber yaptığım alışveriş ve kültür turunda gördüğüm yerler. nevsky caddesi boyunca bana hızlandırılmış st.petersburg turu yaptırdıktan sonra beraber yemek yedik. menümüzde rusların geleneksel çorbası borscht ve mantarlı&peynirli rus ekmeği vardı. ekmeğe bayılmakla beraber çorbayı biraz acı ve yağlı buldum. ama ağustos ayı olmasına rağmen donduğum için beni pek rahatsız etmedi. o soğuklara dayanabilmek pek kolay olmasa gerek. yine japonya’dayken aşık olduğum meyvalı sulardan burada da buldum ve seyahatim boyunca elimden düşürmedim. istanbul’a dönerken uçakta tek başına seyahat eden tanya ile tanıştım. beraber çok güzel vakit geçirdik ve çok eğlendik. türkiye’de 9 yaşında bir çocuk bırak tek başına aktarmalı uluslararası yolculuk yapmayı, tek başına bakkala bile gidemez. böylece özgüveni yüksek çocuk nasıl yetiştirilir konulu bir saptamada yapmamış olmayayım 🙂 bu arada unutmadan söyleyeyim, neva nehri kıyısındaki gezi tekneleriyle kanal turu yaparak da şehri gezebilirsiniz ama ben yürüyerek gezmeyi tercih ettim.

じゃまたね。

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s