Yazı kategorisi: gezi, müzik

super junior m break down in bangkok

geçen hafta bangkok’ta kendimi alışverişe vurmuş o alışveriş merkezi senin bu pazar benim deli danalar gibi dolanırken birden bire üzerinde “super junior m fan party” yazan bir afiş ve güneşin altında bekleşen bir sürü elf gördüm. meraklı teyze modunda görevlilere yaklaşarak “nedir olay?” diye sordum. bana super junior m üyelerinin akşam 6’da toplaşacağını ve hayranlarıyla sohbet edeceğini söyledi. daha sabahın 11’i olduğu için yoluma devam ettim ve hemen tanıdığım en fanatik türk elf’i berfusan’a haber ettim. eşzamanlı olarak “bir daha dünya gözüyle ne zaman göreceğim!” moduna girerek akşam tekrar olay mahalline geri dönmeye karar verdim.

superjuniorm1

akşam 6’da tekrar gittiğimde elf’ler birbirini ezme moduna girmişti bile. yaş ortalaması da 15 olunca ben bir köşede meraklı turist teyze modunda takılmaya başladım ama ne mümkün, büyük bir dayanışma içerisinde olan elf kızları beni soru yağmuruna tuttular 🙂 yok en çok hangisini seviyormuşum, yok en sevdiğim şarkıları hangisiymiş falan filan. dedim “donghae yakışıklı bayağı, kızım olsa damadım olarak alırım!” ahahaha. neyse gözlemlerime göre taylandlı elflerin favorisi henry, donghae’yi benden başka beğenen çıkmadı. geyik geyik de bir yere kadar bir süre sonra sıkılmaya başladım, çünkü saat oldu 7 ortada kimse yok, saat oldu 8 orada kimse yok. berfusan’a mesaj attım “kusura bakma ben yaşlı bir insanım, ayakta saatlerce bekleyemiyorum, otele geri dönüyorum.” diye. o da cevap yazdı “bir yere gitme, ben internetten baktım, şimdi çıkıyorlar.” ben de oturdum uniqlo poşetimin üzerine cep telefonumdan oyun oynadım. berfusan sevildiğini bil yani. neyse sonra 9 gibi sahneye çıktılar ve bir anda ortalık mahşer yerine döndü. sahneye 20 metre kadar yaklaşmayı başardım ama kimseyi göremedim 🙂 “neyse kısmet değilmiş.” diye dönüş yoluna geçtim. zaten çığlıklardan kulaklarım çınlamaya, yorgunluktan başım dönmeye başlamıştı. mrt istasyonunda tren beklerken bir de ne göreyim, durak meğer sahne manzaralıymış. hemen oradan bir iki fotoğraf çekip, biraz da anlamadığım sohbetlerini dinleyip ilk gelen trene binip geri döndüm. zannedersem ki çok eğlenceli şeyler anlatıyorlardı, çünkü kızlar gülmekten ve çığlık atmaktan başka bir şey yapmıyorlardı. neyse işte bunu da böyle bir anım olarak bloguma yazıverdim. valla fan olmak çok zor işmiş, allah hepsine kolaylık versin.

superjuniorm2

じゃまたね。

Yazı kategorisi: mim

mim: bir sürü sorular

vilarant beni ilk ve son kez mimlemiş, bakalım neler yazıvermişim 🙂

mim3

1. tekrar tekrar okuduğun bir kitap var mı?
kürşat başar-sen olsaydın yapmazdın biliyorum.

2. okuduğun kitaplar ve izlediğin filmler aynı tür mü? hangisinde neyi tercih ediyorsun?
genellikle felsefe ve sosyoloji kitaplarını okumayı seviyorum. biyografileri ve gerçek yaşam öykülerini de severim. film olarak da tam olarak türkçeye çeviremediğim “slice of life” türü filmleri tercih ederim.

3. bir kitabı okumadan fikir sahibi olup, negatif yorum yapıyor musun?
hayır, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.

4. özellikle sevdiğin, takip ettiğin bir yayınevi var mı?
can yayınlarından kitap almadan çıkmam genelde. şimdi kütüphaneme baktım da iletişim ve yapı kredi yayınları’nın da bir sürü kitabı var bende.

5. içine/arka kapağına bakmadan yalnızca adını, kapağını vs. beğenip aldığın kitaplar var mı?
michael ende, bitmeyecek öykü.

6. astrolojiyi ciddiye alıyor musun? batıl inançların var mı?
astrolojiyi ciddiye almam ama her ay da burcumun susan miller yorumlarını okurum. batıl inanç ise olabilir. sonuçta inanıyorsan vardır, inanmıyorsan yoktur.

7. oturup sohbet etmek istediğin yazar/yazarlar var mı?
ihsan oktay anar. o konuşsun ben dinleyeyim ama, yoksa kendimi onunla sohbet edebilecek bilgi birikiminde görmüyorum.

8. kitap okumak için başka işlerini iptal ettiğin, arkadaşlarına “gelemem, çok işim var ” dediğin oluyor mu?
hayır.

9. hayal ettiğin ya da sevdiğin işi yapabiliyor musun?
mükemmel iş, hayalimdeki iş gibi kavramlara inanmıyorum. çok sevdiğin bir şeyi yapsan bile “iş olarak yapmak” ile “sevdiğin için yapmak” arasında dünyalar kadar fark var bence. sonuçta çalışmak iyi bir şey olsaydı üzerine para vermezlerdi 🙂

10. siyah ve beyaz dışında sadece tek bir renk görebilecek olsaydın hangi rengi seçerdin?
görelim ya bütün renkleri, seçmeyelim hiç birini.

11. görmek istediğiniz 3 ülke ve neden?
yemeklerini çok sevdiğim için çin’i görmek istiyorum. güney kore ve japonya’ya ise tekrar gitmek istiyorum.

12. fandom’una dahil olduğunuz diziler, kitaplar, anime-mangalar, filmler vs?
fan olmak pek karakterime uygun değil sanırım 🙂

13. para sorun olmasaydı şu an nerede, ne yapıyor olurdunuz?
dünyayı geziyor olurdum.

14. hangi tür müzikleri dinlersiniz ve sizin için özel bir yeri olan bir müzik parçası var mı?
indie rock gruplarını seviyorum. şarkılara anlam yüklemem genelde.

15. eğlenmek için neler yaparsın ?
anime izlerim 🙂

16. evin yanıyor. kurtaracağın ilk 3 şey?
pasaportum, cep telefonum, cüzdanım.

17. hayatım da ‘dönüm noktası’ dediğin bir an var mı? varsa seni nasıl etkiledi?
yok.

18. favori kitapların?
ursula k. le guin-mülksüzler, ray bradbury-fahrenheit 451, ihsan oktay anar-hepsi 🙂

19. en yakın arkadaş/larının nasıl insanlar olmasını isterdin ?
yargılamayan, kalıba koymayan ve mutlu insanlar olmalarını isterim.

じゃまたね。