Yazı kategorisi: gezi

japonya seyahatim – 3 – kyoto tapınakları

kansai bölgesi, özellikle kyoto japonya’da en sevdiğim yer iken nasıl hakkında hiçbir şey yazmamışım kendimden utandım bir anda. yiğitsan da japonya’ya gidip fotoğraf yayımladıkça kıskandım ben de fotoğraflara bir bakıvereyim dedim. sonra da birşeyler yazıvereyim dedim özlemim dinsin diye biraz 🙂 kyoto’ya gittiğimizde tabii ki japonya’daki favori hostel zincirim k’s house‘da kaldık. kyoto şubesinin hemen bitişiğinde bir cafe de vardı ki mütemadiyen burada yemek içmek suretiyle sosyalleştik. yataklar müthiş rahattı, personel güleryüzlüydü ve her yer çok temizdi. kyoto’da tren istasyonunda iner inmez otobüs duraklarına doğru ilerleyince sizi komik bir kyoto tower karşılıyor ki 40 yıl düşünsem bir binanın tepesine böyle bir şey inşaa etmek aklıma gelmez. tren istasyonu dediğime bakmayın o kadar büyük ki içerisinde kaybolabilirsiniz, ciddiyim. aynı zamanda kyoto turizm danışma bürosu da burada bulunuyor. envai çeşit dil bilen buradaki görevlilere aklınıza gelen her şeyi sorabilirsiniz, hiç gücenmeden yardım ediyorlar. ben sordum oradan biliyorum 🙂 hostelimiz merkeze çok yakındı ve çoğu yere yürüyerek gittik. kyoto’da tokyo’nun aksine otobüsle ulaşım daha rahat. her şehirde olduğu gibi burada da loop line’lar var ve turistik yerleri bu hatları kullanarak gezebilirsiniz. bu seyahatimde deryasan’la bol bol tapınak ve japon bahçesi gezdik, 2000’den fazla tapınağı olan kyoto bizim için bulunmaz nimetti.kyoto1

ilk gittiğimiz ve tapınak defterimizi (shuin-朱印) satın aldığımız tapınak kyoto’nun en eski zen tapınağı olan kenninji’ydi. shuin hakkında daha sonra yazacağım için hemen broşürümü okuyarak kısaca tapınak hakkında bilgi vereyim 🙂 1202 yılında inşaa edilen bu tapınağın kurucusu keşiş yousai. hayatı boyunca eğitim almak için 2 kere çin’e giden bu keşiş, aynı zamanda yeşil çay köklerini de buradan getirerek bunu içmeyi gelenek haline getirmiş. bu sebepten japonya’da çay seremonisini başlatan kişi olarak da kabul ediliyor. tapınağın etrafında yer alan zen bahçeleri ise bize hayatta hiçbir şeyin boş yere olmadığını, herşeyin var olmasının bir sebebi olduğunu anlatıyor.kyoto2

diğer gittiğimiz ve bahçesine aşık olduğumuz tapınak dünya mirası listesinde yer alan  ginkakuji. burası da zen tapınağı. 1482 yılında yapılmış. içerisine yaklaşık 50 m uzunluğunda bambulu, kamelyalı taş duvarların oluşturduğu bir koridordan geçilerek giriliyor. içeri girdikten sonra gördüğünüz manzara karşısında o kadar büyüleniyorsunuz ki, kendinizi bir kartpostalın içerisinde zannetmemeniz mümkün değil.kyoto3kyoto4

kinkaku tapınağı ise 1397 yılında yapılmış bir zen tapınağı. görünüş olarak çok ihtişamlı olsa da ben beğenmedim, bilmiyorum belki ginkakuji’den önce gitseydim beğenebilirdim. burası da dünya mirası listesinde yer alıyor. 1950 yılında bir rivayete göre kıskanç, bir rivayete göre akıl sağlığı yerinde olmayan bir kesiş tarafından yakılsa da sonradan restore edilmiş.kyoto5

ve son olarak benim çok sevdiğim, her gittiğimde içimi huzurla dolduran, gitmekten asla bıkmayacağım fushimi inari’ye gittik. biraz şehrin dışında kalsa da kyoto istasyonundan yaklaşık 20 dk’lık bir yolculukla tam önünde inebiliyorsunuz. geçen sene ablam maymunlardan korkunca tepedeki göle kadar gidip geri dönmüştük. bu sene deryasan’la yolun sonuna kadar yürüdük. şansımıza çok yağmur yağsa da yılmadık, arada sıcak kahve içerek ısındık ve gezimizi tamamladık.kyoto6

inari dağının yamacına kurulan bu şinto tapınağı şans ile özdeşleşmiş. tapınakta bolca görülen tilki sembolü dileklerimizi yerine getiren bir aracı olarak düşünülüyor. yaklaşık olarak 10.000 adet olan kapılar dileği yerine gelenler tarafından bağışlanıyor. yaklaşık 2 saat süren gezintimizi bitirdiğimizde hissettiğimiz ise sadece saf bir huzur.kyoto7

unutmadan yazayım burada, özellikle iniş yolunda bolca taş heykeller var ve çoğunun üzerine kıyafet giydirilmiş. tomokosan’a bunu sorduğumda tam olarak anlamadığım bir hikaye anlattı ki, anlamadığımı farkedince çok üzülünce anlamış gibi yapmak zorunda kaldım. neyse sonradan google’layıp biraz daha fikir sahibi oldum. bu heykellerdeki jizo bebekleri, kamilerin (tanrı desem tanrı değil, yaradan desem hiç değil, tam türkçe karşılığı olmayan bir terim bu) çocukları hastalıklardan koruması için yardım eden birer koruyucu. bunu da kıyafetlerinin altına çocukları saklayarak yapıyorlar. yani onları korursak, kamiler de bizi korur diye anladım ben 😀kyoto8

じゃまたね。

Reklamlar

japonya seyahatim – 3 – kyoto tapınakları” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s