Yazı kategorisi: k-drama

hong gil dong – as öküz as possible

honggildonghem mikro hem makro problemlerim sebebiyle kendimi iyi hissetmiyorken, berfusan’ın bana defalarca izlememi söylediği, ama “ben tarihi drama sevmiyorum!” diyerek izlemeyi yıllardır reddettiğim hong gil dong’u izlemeye karar verdim. tam bir kendini bilmez vigilante hikayesi olan bu dizinin senaristi hong kardeşler. zaten bu hatunların içlerinde gizli birer anarşist sakladıklarını düşünüyorum 🙂 mümkün olsa bu hatunlarla karşı karşıya oturup birer fincan kahve içmek ve cinnet geçiren dünyanın karşısında nasıl ayakta durabileceğimiz hakkında konuşmak isterdim.

dizimizin başrollerinde kang ji hwan (hong gil don), sung yu ri (heo yi nok) ve jang geun suk (lee chang hwi) yer alıyor. hong gil dong içişleri bakanının bir köleden olma köle oğludur. kafası zehir gibi çalışan bu esas oğlanımız toplumsal statüsü nedeniyle silik bir hayat yaşamak zorunda bırakılmıştır. genelde sağda solda yaramazlık yaparak dikkat çekmeye çalışmaktadır. yi nok ise büyükbabası ile o ülke senin, bu şehir benim gezerek ilaç satan saf bir kızcağızdır. chang hwi ise kralın öldü sanılan kardeşidir ve tahtını geri almaya çalışmaktadır. üzerine atılan iftiralardan kurtulmaya çalışırken kendini bir halk kahramanı olarak bulan hong gil dong ile prensin yolları ülkeyi daha iyi bir yer haline getirme amacında buluşur. ama bakalım buluşulan yolun sonuna birlikte gidebilecekler midir?

diziyi sevip sevmediğim konusunda emin değilim. sanırım işin içine aşk karıştırmasalardı süper manyak bir hikaye olabilirdi. ama esas oğlan öküz, esas kız salak olunca güzelim hikaye heba olmuş gibi geldi. iki de bir de hong gil dong’un kızı prense göndermesinden ve kızın da az daha prens ile evlenecek olmasından o kadar sıkıldım ki hikayedeki toplumsal mesajı almak bile istemedim 😀 hele sonlara doğru kibrinden burnunun ucunu göremeyen kahramanımız ölümüne bir savaşa girdi ya dedim “salak bu çocuk yemin ediyorum gerizekalı yaaa!”. ama ilk 10 bölüm çok komikti şimdi yalan konuşmayayım durup dururken. neyse sonuçta jang geun suk’un çıtır hallerini gördük. hele giydiği siyah kıyafetlerin içerisinde kendisine bayıldım. bu çocuğun bir gündelik halindeki şebek hallerine bakıyorum bir dizilerdeki hallerine… sanırım iyi bir oyuncu 😛 bir de kızın çinli kıyafeti giydiği halleri süperdi. o elbiseden ben de istiyorum kendime ya da en azından o saç modelinden yaptırabilirim değil mi?

じゃまたね。

Yazı kategorisi: drama, j-drama, k-drama

you’re beautiful vs. ikemen desu ne vs. fabulous boys

yifevet 5 günlük tatilde 2 kilo almayı başararak canımı sıkma yolunda hızla ilerlerken bari kilolarımdan başka bir şey düşüneyim diye ufkunuzu açacak, geleceğinize ışık tutacak, kederli kalplerinizi umutla dolduracak bir yazı yazmaya karar verdim. birçok genç kızımızın kore hayranlığını başlatan dizilerden biri olan, hong kardeşlerin efsanevi dizisi you’re beautiful 2009 yılında güney kore’de yayımlanmış, yayımlandığı dönemde pek iş yapamasa da kulaktan kulağa yayılarak bir efsane haline gelmişti. bunu farkeden japon kardeşlerimiz 2011 yılında ikemen desu ne ismiyle japon versiyonunu çektiler. son olarak da 2013 yılında tayvanlı kardeşlerimiz fabulous boys’u çekerek kopyala-yapıştır formatına son noktayı koydular. ben de reyting rekorları kıran, binlerce takipçisi olan bir blog yazarı olarak bu duruma kayıtsız kalmayarak her bir versiyonu teker teker inceleyerek, yıldızlı pekiyiler vererek sizi bilgilendiriyorum. şikayetlerinizi bana, memnuniyetinizi dostlarınıza iletiniz.yiftable

1.esas kız: burada güzel değil ama sempatik park shin hye tam puan alıyor. birinciliği almasındaki en büyük etken ise domuz burunlu tavşanken bile çirkin olamaması. rakipleri takimoto miori ve cheng yui xi ise burunlarını tutarken kafamı ekrandan uzaklaştırma hissiyatı oluşturdular. üstelik park shin hye’nin safça davranışları yanaklarını sıkma isteğimi artırırken, diğerleri yapmacıklıktan öleceklerdi neredeyse.

2.esas oğlan: kusura bakma jang geun suk, hoş çocuksun kabulüm ama bir jiro wang kadar değil. allahım o ne boy o ne endam öyle. çarpık bacaklarıyla bile yakışıklıydı yani. gerçi sanat yönetmenine koca bir sıfır, güzelim çocuğu maymun gibi giydirdiler ama olsun, versinler benim elime ben ona ne ciciler alırım. tamamori yuta tıfılı ise… ya neyse tamam ben bir şey demiyorum. allah sahibine bağışlasın.

3.ikinci oğlan: jung yong hwa dışında birini söyleyen taş olur, biber gazı altında maskesiz kalır mazallah. saç modeli berbat ama zamanı içerisinde düşünürsek kabul edilebilir düzeyde. hwang in deok’u ise sırf koreli diye oynatmışlar ama koreli standartlarının bayağı altında. bir sonraki yıl sonu kermesinde burun estetiği yaptırması için para toplayacağız. fujigaya taisuke için yorum yapmıyorum.

4.şirin oğlan: lee hong ki açık ara önde, kimse jeremy’nin eline su dökemez, kusura bakmayın yani. diğer ikisi çöp.

5.kötü kız: wang si ping tam hem güzel hem fesat insan tipi. benim etrafımda bir milyon tane var bunlardan bu sebepten bu kıza bu rolü çok yakıştırdım. uee de fena değildi ama kojima haruna gitsin hemen kendine bir kutu japon yapıştırıcısı alsın. menbaasında hatun sonuçta, hem ucuz hem kalitelidir.

6.oyunculuk: you’re beautiful oyuncularının hepsi on numara beş yıldızken, fabulous boys oyuncularını sanki sokaktan toplayıp getirmişler. ağlamayı bile beceremediler, tayvan’da soğan falan yok mu acaba? ikemen desu ne karışıktı, iyi oyuncular da vardı sırf ünlü olsun diye katılanlar da.

7.müzik: bu konuda objektif olamayacağım japonca olduğu için ikemen desu ne diyorum. orijinal şarkıları çok güzel uyarlamışlar, aslını bile geçmiş bence. fabulous boys’ta ise hemen hemen bütün şarkıları değiştirip başka şarkılar koymuşlar, sevmedim.

8.senaryo: bölüm sayısının uzunluğu sebebiyle you’re beautiful’da konu daha detaylı ve eğlenceli işlenmiş. diğerleri 13 bölüme sığdıracağız diye en güzel kısımları kesmişler. bazı yerleri hızlandırmışlar. fan kulube giriş testi kesilir mi ya? “hop n’oluyor ya bu da nereden çıktı!” falan oldum yani anlayacağınız. 

9.final: ikemen desu ne’de kız afrika’ya gitti, dönünce çocuk onu havaalanında bekliyordu, ne tatlı 🙂 fabulous boys’ta kız gitmeyeceğim afrika’ya falan dedi ama bilemiyoruz tabii. you’re beautiful’da ise ne olup bittiği hayal gücümüze bırakılmıştı. belki kız gitti, dönene kadar çocuk başkasını buldu ne bileyim 😛

sonuç: you’re beautiful mutlaka izlenmeli, ikemen desu ne’yi canınız sıkılıyorsa/bol vaktiniz varsa izleyin, fabulous boys’u jiro wang hatırına izleyebilirsiniz.

じゃまたね。