Yazı kategorisi: sinema

the grand budapest hotel ve ben

TheGrandBudapestHotelbilgi üniversite’sinde düzenlenen mimari bir foruma katılmak için özlem istanbul’a gelmişti. son 1 haftadır kendimi insanlardan soyutlamış, hasta ve mutsuz olarak geçirdiğim için bir çıkıp hava alayım hem de özlem’i göreyim diye dışarı çıktım. her ne kadar bir daha hiçbir yere götürülmeyecek olsam da bu etkinliğe katıldığım için kendimi şanslı hissediyorum. sonrasında kahve içip sohbet ederken konuşabildiğim nadir insanlardan olan özlem’e 2014 yılı bilançosu çıkardım; iş hayatı: sıfır, aşk hayatı: sıfır, aile hayatı: sıfır, eğitim hayatı: sıfır, para: sıfır, sağlık: sıfır. bana hemen sordu: “the grand budapest hotel’i mi izledin?” diye. tabii ki daha izlememiştim. royal tenenbaum ile başlayan wes anderson hayranlığımı, uzun zamandır yapmadığım patlamış mısır ve kola eşliğinde taçlandırmak için bugün iş çıkışı sinemaya gittim ve uzun zamandır yaşadığım en güzel birbuçuk saati yaşadım. ne yönetmenin ne kadar harika olduğundan bahsedebilirim, ne de oyuncuların karakterleri harikulade giyinişinden. zeka ve hayal gücünün sınırlarında bir sinema anlayışı, çıktıktan sonra kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan bir naiflik ve aslında ne kadar basit bir insan olduğunu farketmenin getirdiği bir burukluk ardımda kalan. bir de gould-menuhin ikilisinden bach dinleme isteği.

じゃまたね。