Yazı kategorisi: sinema

dallas buyers club – homofobi, aids ve önyargılarımız

DallasBuyersClubdallas buyers club başta 3 oskar ve 2 altın küre olmak üzere onlarca ödül almış bir film. benim özellikle izleme sebebim ise true dedective ile başlayan “matthew mcconaughey aslında iyi bir oyuncuymuş.” farkındalığımı doğrulamaktı. filmi izledikten sonra ise yanılmadığımı anladım 🙂 onlarca salak filmden sonra bir karakter oyuncusu olarak ortaya çıkmak her aktörün başarabileceği birşey değil sonuçta, kendisine kocaman bir aferin. film ise fazla amerikan olsa da genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. hikaye ron woodroof (matthew mcconaughey) adında gayet sıradan, maço ve homofobik bir amerikalının aids olduğunu öğrenmesiyle yaşamının tamamen değişmesini anlatıyor. hayatı değişirken en büyük destekçisi ve ortağı bir homoseksüel olan rayon (jared leto)’dır. birlikte bu hastalıkla mücadele etmeye çalışırken başlangıçta tamamen para kazanma amaçlı da olsa kendileriyle aynı durumda olan insanlara yardım da ederler. bu sırada fda, insanların çaresizliğinden para kazanan ilaç şirketleri, at gözlüğü ile hastalarına bakan doktorlar, toplumun önyargıları gibi onlarca engelle yüzleşmeleri gerekmektedir.

ron çalıştığı işyerinde karılı-kızlı ortamlarda gayet maço bir hayat yaşarken ve bu yaşadığı hayat sebebiyle arkadaşları tarafından saygı ve takdir görürken aids olmasının ortaya çıkmasıyla birden homoseksüel muamelesi görüp dışlanması çok acıydı. işin kötü tarafı eğer bu durum ron’un değil arkadaşlarından birinin başına gelseydi ron’un da aynı şekilde davranacak olması. bize öğretilmiş bir takım kalıplar ve bunların içerisine insanları sıkıştırıp bu sınırlar içerisinde davranmasını bekliyoruz. koyduğumuz bu kalıpların içerisinde insanları sevmek ya da onlardan nefret etmek o kadar kolay ki. hiçbir çaba sarfetmek zorunda değiliz, düşünmek zorunda değiliz, anlamak zorunda değiliz. birgün gelip de koyduğumuz o sınırların dışında bir olay başımıza geldiğinde ne yapacağımızı şaşırıyoruz. o yargıladığın insanın bir anda sen olması ne kadar zor. o kadar ağır gelir ki o yük tıpkı ron gibi kendini öldürmek istesen bile yapamazsın. oysa karşımızdaki kişileri üzerine yapıştırılmış etiketlerle dolu değil de sadece insan olarak görebilsek belki de taşıdğımız yük hafifler ve en zavallı anlarımızda ilerlemek için elimizde daha fazla fırsat olur. beni sevme, benden nefret etme, beni yargılama, beni kabul et sadece, olduğum gibi…

じゃまたね。

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s